• Facebook
  • Twitter
  • İnstagram
  • Youtube
  • Google Plus
Saka Kuşu; Kırmızı Yüzlü Bir Tutku

Dünyanın en gösterişli, ötüş bakımından da en dikkat çeken tohumcul kuşlarından biridir Saka Kuşları. Genelde azat kuşu olarak bilinirler. Ama Osmanlı döneminden beri kafeslerde beslendiği, cumbalı evlerin önlerine asıldığı bilinmektedir. Kuşbaz denilen kişilerin ökselerle tuttukları bu kuşlar kafeslerde ehlileştirilir ve bu şekilde satılırlardı.

Tanımı:

saka-2Sarı kanatları, kırmızı maskeli yüzü, bu gösterişli kırmızının arkasında siyah şeritli yanak ve başlığı, beyaz kuyruk altı ve kahverengi göğüs tüyleri ile tabiatın en güzel renklerini üzerinde toplamıştır sakalar. Çok orijinal ötüşleri vardır. İnce oynak sesleri ile çok nameli ötüşleri vardır. Bazen keskin, bazen vuruşlu ama hiçbir zaman rahatsız etmeyen ötüş özelliğine sahiptirler. Tüm kuşlarda olduğu gibi sakalarda da sadece erkek sakalar nameli öter. Genelde çiftleşme mevsiminde bu ötüşleri artar. Dişi kuş yuvadayken de bölgenin kendisine ait olduğunu ilan etmeyi amaçlayan erkek saka yüksek bir ağacın ucuna yada bir elektrik teline konarak oradan muhteşem bir konsere başlar.

 Sakalarla Tanışmam:

saka-3Çocukluğum Manisa’nın Demirci ilçesinde geçti. Elimizde sapan akşama kadar dağ tepe tarla bahçe gezer kuş vurmaya çalışırdık. Tabi önümüze ne gelirse. Serçe, kumru, ispinoz, iskete ve tabiki saka. Annem Akhisarlıdır. Tabi sakadan anlayan hemen herkes bilir ki, Türkiye’de Akhisar’ın sakası meşhurdur. Ayrıca Akhisarlılar da sakaya çok meraklıdır. Bir gün yolunuz düşerse eski Akhisar’da dükkanların önlerinde tahta kafeslerde birçok sakanın ötüşleri ile ortalığı yıktığına şahit olursunuz. Anneannemleri ziyarete sık sık Akhisar’a gittiğimiz bir dönemde bu dükkanlardaki sakalar dikkatimi çekti. Onların bu özellikli yönlerini öğrenince, Demirci’de de gözüm sakaları aramaya başladı. Bir de ne göreyim tam evimizin önünde duruyorlardı. Evet, şehrin ortasındaki evimizin üzerinden geçen elektrik teline çıkan alev kırmızısı yüzlü erkek saka mahalleyi sesi ile inletiyordu. Sonra önümdeki ağaçlardan birinden bir saka daha çıktı ve uçup gittiler. Önce bu duruma bir anlam veremedim. Sonra herşeyi anladım. Şuan yuva yapıyorlardı. Erkek ve dişi sağdan soldan ot çöp yün iplik toplarlar. Genelde erkek sadece olaya nezaret eder. Ata sözünde olduğu gibi “yuvayı dişi kuş yapar”. Sonra birlikte uçarak yuvayı yapacakları ağaca gelirler. Erkek hemen tepelere çıkar dişide yuvaya gelip ağzındakiler ile örmeye devam eder. Gerçekten de birkaç dakika sonra bizim ikili çıka geldiler. Erkek yukarılarda yerini aldı, dişi ise evimizin önündeki dut ağacının bir yerine sokuldu. Kuşun girdiği yeri iyice belledim. Onlar yeniden uzaklaşınca usulca oraya çıkıp baktım. Gerçekten de dalların arasında yün ve ipliklerden minik bir fincan şeklinde yuva vardı. Ama o kadar iyi kamufle olmuştu ki kuşları takip etmesem görmem mümkün değildi.

İlk Saka Kuşum:

saka-4Akhisar’daki bir kuşçudan ilk saka kuşumu aldım nihayet. Ama aklıma girenler, normal bir kafes değil, kapanlı bir kafes aldırdılar. Demirci’de nede olsa yer gök saka. Hiç kimse bu kuşun ötücü yönünü bilmiyor. Şehrin içinde ağaçların üzerlerine yuva yapacak kadar insanlarla iç içeler. Aldığım saka yavru idi. Yani daha kafası kırmızılaşmamış. Demirci’de soluğu dedemin tarlasında aldım ve büyük dutun bir dalına kafesi astım. Bahçe işlerini bitirdiğimizde bir de ne göreyim, kapan bölümünün birinde bir kuş var. O zaman ne olduğunu bilmediğim bu kuş bir büyük baştankara idi. Hemen sakanın yanına koydum. Eve götürdüm. Tabi baştankara etcil bir kuştur. Ağaçlardaki kurtcuklarla beslenirler. İğne gibi gagaları vardır. O akşam bizim saka ile ciddi bir kavgaya girdiler. “Cı cıcıcıcı” şeklinde atışıyorlar. Bense çocuk aklı bunların ciddi bir uyum içinde çiftleşmeye hazırlandıklarını düşünüyorum. Ertesi gün yine bahçeye götürdüm. Bu kez kafesin orta kısmında hem saka hemde baştankara var. Astım ve bekleyeme başladım. Bir saat sonra geldim bir de ne göreyim, saka kuşum yerde yatıyor. Baştankara kuşumun kafasını yusyuvarlak delmiş ve beynini yemiş. Aklım başımdan gitti. Çok üzüldüm. Yanım da bulunan ablamın zoru ile baştankarayı saldım. Ama artık saka kuşları hayatıma girmişti. Sonra Akhisar’dan bir başkasını aldım ve beslemeye başladım.

Demirci’de bir keresinde kapanlı ile on civarında saka yakalamıştım. Annem çok merhametlidir. Kuşların bu esaret durumuna çok üzüldü ve hepsini tek tek saldı. O günü de unutamam.

Güzellikten Gelen Esaret:

İnsan bir yandan da üzülüyor bu tabiatın nadide kuşları için. Güzel olmaya gör, bir anda düşmanların peytah olur çevrende. Bu, saka kuşu içinde geçerlidir. Tüylerinin ve sesinin güzelliği nedeniyle ökseler, ağ ve kapancalarla yıllardır tutulagelir. Nisan sonunda bir araya gelen dişi ve erkek saka mayıs gibi yuvalarını kurmaya başlarlar. Haziran başından itibaren de yavrular yuvalardan uçurulmaya başlanır. Kuş tutucuları da başlarlar faaliyete. Ağları ve kapancaları ile bu yavruları tutmaya çalışırlar. Ağa yakalanan kuşların cinsiyetine bakılır ve eğer dişi ise salıverilir. Çünkü dişi kuşlar ötmedikleri için makbul değillerdir. Kış döneminde “kınalı” olarak tabir edilen yetişkin erkek sakalarda tutulur. Ama bunlar tabiata alışık oldukları için yavru kuşlar gibi esaret hayatına hemen alışamaz ve daha fazla çırpınırlar. Birçok sakacı, kuşları kafeste çırpınıp tüylerini bozmasın diye kafeslerinin etrafını fermuarlı bir bez ile sararlar. Böylece kuş çırpınmaz ve insanların yanındayken bile örtü altından onları görmediği için ötmeye devam eder.

Birde “Kasım Sakası” vardır. Balkalardan sonbaharda Afrika?ya doğru göçen bu kuşlar ülkemizde yaşayan ve sadece yöresel göç yapan sakalarımızdan daha iri ve gösterişlidirler. Göç yolu ile geldikleri için halk arasında “geçim sakası” olarak da adlandırılırlar. Bunlarda Trakya’dan İstanbul’a uzanan coğrafyada ağlarla yakalanır ve alıcılara sunulur.

Üremesi:

saka-5Nisan ayı gibi saka çiftleri birbirlerini bulurlar. Eşleşip yuva yeri aramaya başlarlar. Mayıs gibi iplik, pamuk, çöpten mamul büyük bir fincanı andıran yuvalarını bir çalı yada ağacın kuytu bir dalına yapmışlardır. Dişi yuvanın içine 4 ile 6 arası yumurta bırakır ve kuluçkaya yatar. Bu sırada baba saka ise o ağacın yada yakınlardaki bir yüksekliğin üzerinde en güzel namelerini döktürmeye başlar. 14 gün sonra minik yumurtalardan yavru sakalar çıkmaya başlar. Ancak bu çıkışta muhteşem bir hikmet vardır. Anne saka yumurtaların her birini bir diğerinden sonraki gün yumurtladığı için yavrularda bir anda değil gün be gün çıkarlar. Tabi bu durumda ilk çıkan yavru diğerinden daha iri duracaktır. Yumurtadan çıktıktan sonra iki hafta da annelerinin itinası ile beslenir ve tüylenirler. Artık yuvadan ayrılma zamanı gelmiştir. İlk yumurtadan çıkan yavru yuvanın en gelişkinidir ve uçma sırası ilk ondadır. Anne ve baba zorla da olsa onu yuvadan kaldırmayı başarırlar. “Ekmek elden su gölden” geçinen yavru tabiki sıcak yuvadan ayrılmak istemeyecektir. Anne baba sakalar bazen yiyecek sunarak bazen de zorlayarak yavruyu adım adım yuvadan uzaklaştırırlar. Dal dal sıçrar yavru saka. Her seferinde daha uzun mesafeye uçurur ebeveynleri. İşte bu an yavru için en tehlikeli zamanlardan biridir. Zira dengesini kaybedip yada gücünü tüketip bir dala tutunamazsa küçük kanat çırpıntıları ile yene inebilir. Ve yer onun için birçok tehlike ile doludur. Aniden fırlayan bir kedi, ayak altında ezilme tehlikesi yada afacan bir çocuğun ellerinde hayatı sona erebilir. Hiç unutmam Demirci’nin yukarı mahallelerinde yürüdüğüm bir gün kulağıma yavru saka sesleri gelmeye başladı. Yavru sakalar genelde “Çıt pat yada siç çuk” diye tabir edilen şekilde öterler. Uçurulma döneminde de arka arkaya ve “çıt dan sonra uzun pat pat” lı ötüşleri ile durumlarını ele verirler. İşte bu seslere odaklanarak dev bir çam ağacının altına geldim. O sırada şiddetli bir rüzgar ağaçları sallıyordu. Birden yukarıdan küçük bir kuşun pırpırlayarak üzerime doğru geldiğini gördüm. Bu, az önce sesini duyduğum saka yavrusu idi. Rüzgarda dengesini kaybetmiş ve uçarak tam üzerime gelmişti. Derken göğsüme doğru kondu.

İşte bu şekilde yuvadaki yavrular tek tek evden uğurlanır. Her sene sonbaharda bu yavru sakalar küçük sürüler oluşturarak yetişkinler ile birlikte küçük yöresel göçler gerçekleştirirler.

 Beslenmesi:

saka-6Saka kuşu genelde tahta kafeste beslenir. Kenevir, aspur en yaygın yedirilen tohumdur. Bu yemler kuşcular arasında kalın ve ince yem olarak da tabir edilirler. Tabi saka kuşunuza karışık kanarya yemi de verebilirsiniz. Ancak yeni yakalanan bir sakanın kafeste yemlenmeye alışması önemlidir. Doğru bir yemlenme yapılmadığı taktirde kuş ölebilir. Yavru sakalar keneviri kıramazlar. Bu nedenle üzerinden şişe geçirerek kenevir ve küçük çekirdekleri çatlatarak verebilirsiniz. Bu arada keneviri çok kaçırmamak da lazımdır. Fazlası kuşu şişmanlatabilir. Sakaların yöresel adlarından biri de dikenci kuşudur. Sarı yada mor dikenlerin üzerinde durup bunların tohumlarını yemeye bayılırlar. Bu nedenle sakalarınıza diken de verebilirsiniz. Yeşillik önemli bir gıdadır. Çimen, semizotu yanında meyve de verilmelidir. Özelikle incir, elma, armut, biber, salatalık verilebilir. Birde kuşu kızıştırmak (çiftleşmeye hazırlamak) yada ötüşünü arttırmak için nijer tohumu verilebilir.

Çeşitleri:

saka-7Saka meraklıları tarih içinde bu kuşları tüy düzenleri, renkleri vb. birçok özelliğine göre sınıflandırmışlardır. Tek kenesetli, çift kenesetli, kömürcü, altı payam vb. Tabi bu arada beslediğiniz kuş erkek dahi olsa ötmüyorsa yapabileceğiniz tek şey onu salmaktır. Ötmeyen bir saka beslenmez. Tabi birçok ustaya göre her erkek saka öter, onu öttürebilmek vardır.

Melezleme:

Kuşculukta en yaygın melezleme dişi kanarya ile erkek sakanın çiftleştirilmesidir. Her iki farklı genden oluşan bu yeni kuş, baba ve anneden aldıkları ile benzersiz bir canlı haline gelir. Bir kere baba saka kadar olmasa da turuncuya yakın bir yüz maskesi, sarı kanatları vardır. Annenin tüy özelliklerini de üzerinde gösterir. Ancak bir sakadan daha iri olup dayanıklı bir kuştur. Tabi ötüşü muhteşemdir. Tabi bu melez kuşlara yumurtadan çıktıkları andan itibaren saka sesi dinletmek gerekir. Kanarya ötüşlü bir melez makbul değildir. Bu konuda en önemli şey ise melezlerin erkekleri meselesidir. Çünkü dişi melez kuşlar ötmezler. Katır gibi oldukları için üreme özellikleri de yoktur. Yavru bir melezin cinsiyetini anlamak ta kolay değildir. Hatta yetişkin bir melezinde öyle. Bu nedenle kuşların ötüm dönemini beklemek gerekmektedir. Eğer ötüyorsa erkektir. Genelde küçük tohumcul kuşların erkekleri “fi” denilen kısmından da anlaşılabilir. Yetişkin bir erkek kuşun kuyruk altındaki dışkılama bölgesinde nohut büyüklüğünde bir şişlik olur. Bu kısım dişide olmaz.

 Dünyada Saka:

saka-8saka-9Yapmış olduğum seyahatlerde gördüğüm odur ki, saka kuşu dünya üzerinde çokca sevilen bir ötücü kuş türü. Özellikle de Türkiye’den başlamak üzere ortadoğuda. Suriye’de de saka kuşlarının beslendiğini görmüştüm. Balkanlarda da. Orta Asya’da, özellikle Kırgızistan’da bizimkilere göre daha beyaz sakalar da gördüm. Türkiye’de tabiatta pek bulunmadığı için çok makbul olan bu beyaz maskeli sakaların meğer ana vatanı Orta Asya imiş. Arap dünyasına inildikçe saka yerini Arap Bülbülü’ne bırakmaktadır. Uzak doğuda ise tepelikli kardinal bülbülü oturur sakanın tahtında. Her ne olursa olsun, Osmanlı Saraylarının da vazgeçilmez kuşu olan ve saray kuşhanelerinde beslenen sakalar dünya üzerinde en büyük ilgiyi bizim ülkemizde görmüşlerdir.