• Facebook
  • Twitter
  • İnstagram
  • Youtube
  • Google Plus
Necaşi’nin Adı Yaşamaya Devam Ediyor

fatihgorusuyorAlmanya’da Disburg’dayız. Güzel insanlar bir araya toplanmışlar “Tarihte Okul Yaptıranlar ve Eğitime Gönül Verenler” ile ilgili konferansı izliyorlar. Konferans sonrasında bir film izletiliyor. İzletilen yer bugün Afrika’nın en fakir ülkelerinden biri olan Etyopya. Yani eski adı ile Habeşistan. Gördüklerim karşısında şaşırıyor, hayretlerden hayretlere düşüyorum. Şaşırdığım görüntüler Etyopya’da açılmış bir okul ile ilgili. Türkiye’den giden eğitim gönüllüleri açmışlar. Okulun adı ise beni daha bir etkiliyor. Necaşi Koleji. Bir tarihçi olarak Necaşi adı beynimde neler neler çağrıştırıyor.

Mekke’de ızdırabın zirveye çıktığı yıllar. Efendimiz İslamiyet’i insanlara anlatmaya çalışıyor ama Mekkeli müşrikler hem çok güçlü, hem de çok acımasızlar. Zavallı, güçsüz insanlara yapmadıklarını bırakmıyorlar. Sırf İslamiyet’e gönül verdiler diye akıl almaz işkenceler gerçekleştiriyorlar bu korunmasız kişilere. Peygamber Efendimiz çaresiz. Koruyabildiklerini korumaya çalışıyor ama gizli gizli gerçekleştirilen işkenceler karşısında o da son derece üzgün. Neticede bir süreliğine bu korunmasız, güçsüz sahabelerin güvenilir bir beldeye hicret etmelerini istiyor. Gidilecek en yakın ve güvenli yer ise Habeşistan. Peygamber Efendimiz; -“ Habeşistan’a gidiniz diyor, orada güvenilir bir melik vardır. Orada kimseye bir zarar verilmez.” Ve böylece ilk hicret gerçekleştiriliyor. Sahabeler guruplar halinde Habeşistan’a gidiyorlar. Müşrikler, onların bu gidişine bile tahammül edemiyor ve peşlerine düşüyorlar. Fakat yolda yakalayamıyorlar. Bu kez Necaşi’nin yakından tanıdığı ve sevdiği kişiler vasıtası ile Müslümanları yakalatmayı planlıyorlar. Mekke’de bulunan Amr İbni As, konuşma kabiliyeti ve ikna yeteneği ile bu konuda göz dolduran bir kişi. Hem Necaşi ile araları da pek iyi. Onu Habeşistan’a gönderiyorlar. Necaşi adil bir hükümdar. Kendisine gelen ve Müslümanları kötüleyerek onların kendilerine teslimini isteyen Amr İbni As’a, -Onları da dinlemek istiyorum diyor. Ve dinliyor. Tek bir Allah’a inandıklarını, dinlerinin onlara yalan söylemeyi, içkiyi, zinayı, kalp kırmayı yasakladığını öğreniyor. Kadınlara saygılı olmayı öğütlediğini hayretlerle dinliyor. O sırada söz alan Amr İbni As, -Kadınlar mı diyor. Onları alır ve satarız. Ne değerleri olabilir ki? ve devam ederek Hz.Muhammed’in kölelere de insan gibi muamele yaptığını anlatarak karalamaya çalışıyor. Necaşi’nin cevabı tokat gibi geliyor. –“Seni dokuz ay karnında taşıyan ve yıllarca da bakıp besleyerek kahrını çeken bir kadın için nasıl bu sözleri söyleyebilirsin Ya Amr.”

Necaşi ve halkının bir kısmı o dönemlerde Hristiyandır. Amr İbni As’ın, Necaşi’ye yumuşak karnından yaklaşmak istediğini de görüyoruz bu konuşmasında. –“Hz.İsa ve Hz.Meryem ile ilgili yanlış şeyler söylüyorlar.” Diyecektir. Bunun üzerine Necaşi bu ilk muhacirlere İslamiyet’in Hz.İsa ve Hz.Meryem ile ilgili söylediği şeyleri sorar. Hz.Cafer’de Meryem suresini okuyarak anlatır. Necaşi gerçeği görmüştür. Müslümanların sözcüsü olan Hz.Cafer’e döner ve –“Sizin dininiz ile bizim dinimiz arasında şu yerdeki çöp kadar bile bir fark yoktur.” der. Tabi ki onlara dokundurtmaz. –“Ey Amr, dünyaları versen bunları sana teslim etmem.” diyecektir. Zaten bu güzellikleri göre göre bir süre sonra Amr İbni As’ın da Müslüman olduğunu biliyoruz. Necaşi’ de bir süre sonra İslamiyet ile şereflenecek ve O’nun ileride vefat haberini duyan Peygamber Efendimiz Medine’de cenaze namazını kıldıracaktır.

İşte Necaşi isminin aklıma getirdikleri bunlar. Program sonrası yetkililere orada bir okul açma fikrinin nasıl doğduğunu sorduğumda çok daha çarpıcı şeyler anlatıyorlar. Her şey üç sene önce kendilerine Habeşistan’dan gönderilen bir mektup üzerine başlamış. Mektubu yazan kişi, bu eğitim girişimcilerine sitem ederek –“Afrikanın birçok yerine okullar açıyorsunuz. Oralara eğitim ve yardım götürüyorsunuz. Ama burası Habeşistan, ben size bu mektubu Etyopya’dan Necaşi’nin memleketinden yazıyorum. Necaşi, Peygamberin elçilerini korumuştu. Onları müşriklere teslim etmemişti. Şimdi sizler Necaşi’nin torunlarına bu yardımın karşılığını yapıp buralara da okullar açmayacak mısınız?” diyormuş. Mektup karşısında ne söyleyeceklerini bilememişler. Kıt imkanlarını birleştirerek Ha bir gayret demiş ve oraya da okul açmışlar. Oralara, belki de ülkelerinin asıl adını ve kimliğini unutan bu insanlara kendi geçmişlerini bir kez daha hatırlatırcasına..