• Facebook
  • Twitter
  • İnstagram
  • Youtube
  • Google Plus
Gri Afrika Papağanı

Papağanlar yeryüzünün belki de en özellikli kuşlarından biri. Sevecenlikleri, zekaları, insana hızla alışmaları ve nice taklitleri ile gözlenmesi gereken canlılar. Kuş besleme hevesimin ilkokul yıllarında başladığını ve saka kuşu ile evime ilk kez kafes içinde bir kuş aldığımı hatırlıyorum. Ama televizyondaki nice haberden, korsan filmlerine, hatta devrin cumhurbaşkanı Özal’ın dev Mavi Yeşil Arasına kadar nice papağan hep dikkatimi çekmişti. Tabi o yıllarda böyle bir papağan olayına giremeyeceğim için papağana benzeyen daha küçükleri ile yetinmek zorundaydım. Ve bende muhabbet kuşu ile işe başladım. Bursa Nilüfer Lisesi yıllarımda başladığım ve bir hayli ilerleme katettiğim Muhabbet Kuşu izlenimlerimi bu kuş ile ilgili bölümde okursunuz. Biz gelelim papağan ile ilgili konulara.

Papağanlar İle Tanışmam: 

İstanbul’a geldiğim ilk yıllar birçok meraklı gibi Eminönü’deki kuş pazarına takılıyordum. Dükkanların yüksek kısımlarına asılmış papağanlar ilgimi çekiyordu. Renk renk papağanlar. Az çok haklarında birşeyler de öğrenmiştim. Gri renkte olanlar Jako denilen Gri Afrika Papağanları, yeşil, başı sarımtrak olanlar Amazon cinsi, hani şu korsan filmlerinde kullanılanlar. Birde bazıları tepeli olan beyaz bir cins var. Kakadular. Tabi bunların cinsleri saymakla bitmez. Dev mavi yada kırmızı Aralardan, küçük yeşil Asker Aralara, cennet papağanlarından, çok gürültücü Lorilere kadar neler neler görülebilir.

Eve Getirdiğim İlk Papağanlar:

Eminönü’nde bir cesaret ve iyi bir pazarlıkla bir gri afrika papağını almayı başardım. Aldığım kişi de aslında bir hayli samimi olduğum iyi bir insandı. Hayvanı güç bela bana ait yeni kafese koydular. Kuş acaip bağırmıştı. Aslında yaptığım çok doğru değildi. Bu kuşlar hakkında çok birşey bilmeden alıyordum ve kuş seçiminde yapılması gerekenleri de gözardı ediyordum. Neyse eve geldik. Kuşun kafesini sarılı ambalajından çıkarıp evin bir köşesine koymamla birlikte hayvan başladı hırlamaya. Evet ötmeye demiyorum bakın hırlamaya ve bağırmaya. Çünkü bu kuş vahşi idi. Biz kuşu küçük bir sehbanın üzerine koymuştuk. Ve biz odada durduğumuz sürece bağırıyordu. Odadan çıkınca susuyor tekrar girecek olsak kulaklarımızı patlatırcasına yine başlıyordu hırlamaya. Peki kuşculardaki kuşlar neden bu kadar sessizdi. Sebebi şuydu. Onlar kafetleri insan boyunun yukarılarına asıyorlardı. En vahşi papağanlar bile yukarıda durdukları taktirde sakindirler. Ama aynı seviyede bir insanla karşılıklı dururlarsa başlarlar çığlık atmaya. Bu kuşa ancak iki gün dayanabildik. Geri götürdüm. Sonra ikinci bir Gri Afrika Papağanı, Ona da bir hafta dayanabildik. Derken bir üçüncüsü ona da bir ay dayanabildik. Kuş çok zeki, birde vahşi oldu mu mümkün değil evcilleştirmek. Muhabbet Kuşlarına uyguladığım tüm marifetleri denedim sökmüyor. Aç mı bırakmadım, kafesten mi çıkarmadım, her girişimim hüsranla sonuçlandı.

Boncuk’la Karşılaşmamız: Anlamıştım ki eğitimli bir papağan almam gerekiyor. Yani kuşcuların tabiri ile oturmuş bir kuş. Yani tasavvufi tabir ile insanlardan bir insan :) Çevremde bu iş ile uğraşanlara not bıraktım. Aman böyle bir kuş bulursanız bildirin diye. Ve birkaç ay sonra beklenen haber geldi. Eminönündeki en büyük kuşçuda yıllardır çalışan ve kendini tamamen bu işe vermiş yaşlı bir amcamızın evinde kendisine ait bir Jako varmış. Evi de Beşiktaştaymış. Atladık gittik. Bizi misafir etti. Eşi rahatsızlanmış, bir takım sıkıntılar nedeni ile çocuğu gibi gördüğü kuşunu satmak zorunda kalmış. Daha ben eve girer girmez Boncuk bizi merhabalar ile karşıladı. Derken bir ezan okudu. Sahibini görünce ?Babası Gelmiş? dedi. Sonra bize alıştı. Kahkaha atmalar, ?Ya Muhammed? (SAV) demeler, maç izlerken gooolllll diye bağırmalar neler. Amcamız gerçekten özel ilgilenmiş ve yetiştirmişti Boncuk’u. Nasibe bakın ki Boncuk’un ikinci sahibi biz olduk. Aldık 2004 yılının Haziran sonu gibi evimize getirdik. O zamanlar 6 yaşındaydı. Şimdi yıllar geçti Boncuk bizde ve evimizin bir ferdi gibi oldu. Hal ve hareketleri ile bizi hep şaşırttı ve şaşırtmaya devam ediyor.

Gri Papağanların Özellikleri: Griler yani Jakolar dünyanın en zeki kuş cinsidir. Diğer papağanlardan bile üstünlerdir. Dünyada onlardan daha çok konuşabilen ikinci bir kuş cinsi yoktur. Dört yaşındaki bir çocuğun zekasına sahip olduğu ifade edilmektedir. Ben şimdi bizzat tecrübe ettiğim özelliklerini sizin için maddelemek istiyorum.

Vakit Ayrımı: jakolar günün hangi vaktinde olduğumuzu rahatlıkla kestirebilmektedirler. Sabah olduğunda size?Günaydın?, hava karardığında da ‘iyi geceler’ derler. Hatta bizim Boncuk, geç vakte kadar kaldığımızda avazı çıktığı kadar bağırarak ‘Hadi İyi geceler, Hadi iyi geceler oğlummmm’ diyerek bizi yatağa göndermeye ve ışıkları kapattırmaya çalışmaktadır. Eski sahibi gece yarısı boncuğu her görüşünde Ona Merhaba demiş. Yani siz gece diyelim ki Teheccüh Namazı kılacaksınız, yada bir ihtiyaç için kalktınız Boncuğun bulunduğu odaya girdiğiniz anda sizi kalın bir erkek sesi, esrarengiz bir Merhabaaaa ile karşılayacaktır. Bu şekilde kaç defa yüreğimizin yerinden oynadığını tahmin edersiniz :)

 

- Kişileri Tanıma: Evinizdeki kuş sizi diğer aile fertlerinden ayırt edebilmektedir. Hatta Jakoların bir özelliği de evde bir kişiyi kendisine reis seçmesidir. Sadece O kişi ile çok iyi geçinir ve diğerleri ile arasına ince bir mesafe koyar. Mesela ben her eve geldiğimde Boncuk bulunduğu köşeden Babası Gelmişşş diye bağırır. Ve bunu sadece ben geldiğimde yapar. Hatta kendisi balkondaysa ben aşağıdan ona sesleniyorsam da yine aynı şekilde seslenecektir.

- Ses Kaydı: Müthiş bir taklitcidir. Sıklıkla duyduğu herşeyi kaydeder ve kaydettiği ton ve ortama göre kullanır. Mesela akşamları çay içiyorsunuz. Sizin çay yada kahve höpürdetmenizi anında kaydeder. Ve birgün evinizde komşularınızla tam kahvelerinizi yudumlayacakken daha siz kahveyi dudaklarınıza değdirmeden kafesten bir kahve höpürtü sesi gelecektir. Bunu yapan papağanınızdır. Evdeki tüm zil seslerini kaydeder. Eski yeni tüm cep telefonlarınız, kapı zilleriniz, sokakta havlayan köpekten, çatıda miyavlayan kediye kadar neler neler. Bu konularla ilgili size yüzlerce hatıra anlatabilirim. Mesela bir keresinde civciv almıştım. Bunlar papağanın kafesinin altında bahçede yayılırken birkaçını kedi kaptı. Kedinin civcivleri kaptığı andaki civcivlerin ciyaklamalarını anında kapmış uzun süre bu sesi çıkardı ve biz her seferinde civcivlerin yanına koşar olduk.

- Şartlı Reflex : Bir şeyi yaparken siz ne söylerseniz o şeyi yaptığınızda size aynı şekilde cevap verecektir. Bu nedenle de kuşa birşey öğretirken bunu dikkate almanız gerekmektedir. Mesela biz Boncuk’a ne zaman birşey versek hep Ona, Al Oğlum diyorduk. Sonra birde ne görelim biz Ona ne vermeye kalksak alırken bize Al Oğlum diyor. Meğer, Verin Bakalım vb. birşey söylememiz gerektiğini anladık. Sonra birşeyden koktuğu zaman Ona, Korktun mu oğlum? diyorduk. Bir süre sonra o birşeyden korktuğunda kendi kendisine ‘Korktun mu oğlum’ demeye başladı. Yada bazen kafesinde sıkılan kuşumuz tellere vurarak yaramazlık yaptığında O’na, ‘Yapmaaaa’ diyorduk. Sonra kendisi tellere her vurduğunda kendisini azarlayarak Yapmaaa! demeye başladı. Tabi bunun uzantısı olarak her kapı çaldığında O, sizden önce davranacak ve Kim o, yada telefon çaldığında Aloooo diyecektir.

- Her Ferdin Ayrı Bir Sesi Vardır: Jakolar evdeki herkesin sesini ayrı kaydeder. Mesela Boncuk, hem ben, hem eşim hemde çocuğumuzun sesleri ile ayrı ayrı kim o ve alo deyişleri vardır. Kızdı mı 9 yaşındaki kızımın sesi ile çığlık atabilir. Beni yanına çağırmak için de benim onu çağırdığım tarzda Gel Oğlummm diyebilir. Hatta küçük bebeğimizi kayınvalideler ayaklarında sallarken onların bebeğe söyledikleri pışpışları öğrenmiş. Şimdi ne zaman bir yerde bir bebek görse hemen başlıyor bebeği pışpışlamaya.

- Farketme Özellikleri: Çevresindeki olayları çok iyi takip edebildiği gibi kendisine sunulan şeyleri de iyi ayırır. Ona birşey ikram ettiğinizde önce almadan kalın dili ile kontrol eder. Beğenmediyse hemen geri çekilir. Eğer uzattığınız şeki gaga ucu ile tutmuş bulunuyorsa hemen kafesinden dışarıya atar. Kafesini bile kirletmek istemez. Beğendiği şeylerde de çok titizdir. Mesela bizim ki, hamur işlerine bayılır. Bisküvi çeşitleri, çukulatalar, tavuk ve balık eti ve patates kızartması. Dondurmayı kaşıktan yalar ve tabi her papağan gibi çerez ve meyvede yer. Uzmanların anlatımlarına göre papağanlar maddeyi algılama konusunda da uzmandırlar. Kendi gözümle gördüğüm bir deneyde özel bir jakoya tahta veriyorlar gagası ile bakıyor bu tahta diyor. Taş veriyorlar bakıyor ve taş olduğunu söylüyor. Şekilleri ve renkleri ayırabilir. Bu konuda seçim ve sayı söyleyebilir.

- Yeni Alışkanlıklar Edinme : İyi bir papağan devamlı kendisini yeniler. Sadece konuşmada değil davranış olarak da yeni şeyler dener ve öğrenir. Mesela bisküviyi çok seven kuşumuza aralıklarla bisküvi veriyorken birgün onun suluğuna batırarak vermiştik. Sert bisküvinin aldığı hal çok hoşuna gitti ve bundan sonra kendisi de bunu uygulamaya başladı. Şimdi ne zaman kendisine bir bisküvi uzatsak hemen ayağı ile tuttuğu bisküviyi doğru suluğuna götürüyor ve suya daldırıp öyle yemeye çalışıyor. Tabi bu arada olan suluktaki temiz suya oluyor. Sık sık suluktaki bisküvilenen suyu değiştirmek zorunda kalıyoruz.

- Ayağını Eli Gibi Kullanan Tek Kuş: Dünya üzerinde ayağını el gibi kullanan tek kuş papağandır. Ayakları ve gagası ile müthiş bir tırmanıcı olan papağanlar, dalda her türlü cambazlığı rahatlıkla yaparken bunu birazda ayakalarının müthiş yaradılışına borçludurlar. Siz kuşunuza yemesi için bir parça bisküvi yada meyve verdiğinizde onu başını uzatarak gagası ile alacak ama hemen ayaklarından birini kaldırarak gagasındaki yiyeceği ayak parmakları ile tutacak ve tek ayağı üzerinde durarak diğer ayağı ile tuttuğu yiyecekten gagası ile küçük parçalar kopartarak yiyecektir.

- Müthiş Bir Gözlemci : Zeki bir papağan her zaman öğrenme halindedir. Onun için onun yanında yaptıklarınıza dikkat etmek zorundasınız. Her an evdeki özel şeyleri deşifre edebilir. Mesela bizim evimizde artık çok iyi bildiğimiz şeylerden birkaçı da Boncukun eski sahiplerinin bir takım hitapları ile ilgili. İlk geldiği günlerden beri Boncuk zaman zaman Semaaaa Sevgilimmmm? diye seslenir. Anladık ki bu ses, amcamızın Hacı Anneye bir hitabı imiş : ) Peki diyeceksiniz eşinin Hacı olduğunu nereden biliyorsun ? Tabi ki kuştan. Çünkü yine aynı sıklıkla Hacı Anneeeee diye de bağırıyor. Amca ve oğullarının futbol hastası olduklarını da Boncuktan öğrendik. İlk zamanlar sıklıkla Golllllll Goooolllllll diye bağırıyordu. Ama bizim gibi futbolla alakası olmayan bir aileye geldiği için sanıyorum bu litaratürü biraz unuttu. Ama aşk cümlelerini unutmamasını sağlamaya çalışıyoruz. Çünkü o kadar yürekten ve içten Sevgilimmm, Canımmmm, Bir Tanemmmmm, Bebeğimmmm diyor aklınız durur : )

- Hareketleri de Taklit Edebilme: Papağanlar sadece ses taklidi yapmaz, aynı zamanda hareketleri de taklit edebilirler. Yani siz esnediğinizde sizin gibi ağzını açar, siz parmağınızı geriye doğru oynatarak ona gel gel dediğinizde o da sizi yanına aynı şekilde çağırabilir. Siz kafa sallayınca sizinle beraber kafa sallar ve sallanır. Hatta sizinle birlikte namaz bile kılar. Bizde başta inanamadık ama gördük ki evde sizden biri olan kuşunuz sizinle birlikte namazada başlıyor. Evde namaz kılarken kuşunuzun sizinle birlikte eğilip kalktığınızı göreceksiniz. Siz rükuya gidince Oda tünekte eğilecek, siz doğrulunca doğrulacak ve siz secdeye gidince bir kez daha eğilecektir. Bu böyle size konsantire olduğu sürece devam edecektir. Yüzlerce binlerce kez gördük ki papağanımız da bizimle birlikte namaz hareketleri yapıyor.

- Şartlı Reflexi Kendi Oluşturma:Papağanlarda şartlı reflex vardır. Yani siz birşeyi yaparken ne söylerseniz, o şey yeniden olduğunda o da aynısını söyler. Kapı vurulduğunda siz kim o dersiniz, az sonra tekrar vurulduğunda o da kim o der. Ama bazı zeki papağanlar bu şartlı reflexi de kendileri oluştururlar. Mesela kapı vuruluyormuşcasına gagaları ile kafeslerinin tellerine kendisi vurur ve çıkan kapı vurma sesi gibi sese yine kendisi cevap vererek Kim Ooo der.

- Oyun Oynama : Mutlu bir papağan hal ve harektleri, çıkardığı sesler ile hemen kendisini belli edecektir. Tam tersi kızgın ve stresli papağanı da sergilediği tavırlardan bir anda anlayabilirsiniz. Hareketli, neşeli sesler çıkaran ve kafesi içinde şımarıklık yapan bir kuş sizin kendisi ile ilgilenmenizi isteyecektir. Bu amaçla da size bazı sinyallar gönderecektir. Sizin en çok kullandığınız kelimeleri söyleyecek, kafa sallayacak ve konuşmalarınıza maydonoz olmaya kalkacaktır. Evde mutlu bir hava varsa hemen bu mutluluğa oda katılır. Ayakta tepinmeye mi başladınız ? Sizinle birlikte hora tepecektir. Başını sallayarak türküler söylemeye başlayacaktır. Özellikle de melodi mırıldanmakta üzerine yoktur. Islık çalar tarzda birçok melodiyi öğrenebilir. Bir ayağı ile tüneğe vurup tempo tutarak oynaması da meşhurdur. Hatta siz alkış tutarsanız ve bir türkü tutturursanız daha iyi oynar. Özellikle bir türküyü ona belletirseniz, onu her söyleyişinizde oynamaya, tüylerini kabartarak ve başını sallayarak ıslıkla türküyü de söyleyerek sallanmaya başlayacaktır. Bizimki Oyy Oyy Eminem’e bayılıyor. Bir de Lay Layy Lomm tarzı bir söyleyişle bir şarkıyı tutturup başlıyor oynamaya.

- İhmal Edilmeye Hiç Gelemez : Papağanlar dünyanın en arkadaş canlısı kuşlarıdır. Kesinlikle yalnızlığa gelemezler. Ya onlarla ilgileneceksiniz yada yanına ikinci bir arkadaş kuş alacaksınız. Eğer bir papağanı öldürmek istiyorsanız onu tek başına bir odaya kapatmanız yeterlidir. Adı üzerinde ya çene çalacak, ya ilgi görecek yada kalabalık bir ortamda bulunacak. Bir papağan için en iyi şey nedir diye bana sorarsanız ilgidir derim. Biz bir ara hayvan rahat etsin içinde rahatca dolaşabilsin diye devasa bir kafes aldık. Kümes gibi birşeydi. Tabi böyle bir kütleyi biryere taşımak zor olduğu için de papağanımızı evin koridorunun ücra bir köşesine koyduk. Çünkü temizlemesi zor bu kafes bir odada hem iyi durmuyor hemde daha çok pislik oluşmasını sağlıyordu. Ama bu kezde papağan bizden uzak kaldı. Akşam biz odadayız o karanlık koridorda. Sabah biz başka bir odada kahvaltı yaparken o yine uzak köşesinde. Sadece sesi ile bize yakın olmaya çalışıyor ve bizim içeriden gelen neşeli seslerimize uzaktan katılmaya çalışıyor. Zeki bir hayvan. Biz akşamları yan odada çekirdek çitleyip film izlerken o karanlık koridordaki köşesinde tabiki uyumuyor. Işıklar tamamen kapatılmadan hayatta uyumaz. Ve sizi bekler. Bir süre sonra kuş iyice sinir olmaya başladı ve hiç yapmadığı şekilde çirkin ve rahatsız edici birkaç çığlık ile bizi uyarmaya başladı. Böylece dikkatleri üzerine çekmeye çalışıyordu. Yanına gidip Oğlum niye böyle yapıyorsun? diyoruz. Susuyor ama biz ihmal etmeye başlayınca yine aynı korkunç çığlık. Baktık böyle olmayacak ona kolaylıkla odadan odaya taşınabilir küçük bir papağan kafesi aldık. Şu Eminönü’nde satışığa çıkarılan papağanların konduğu kafeslerden. Böylece biz hangi odadaysak kuşta bizimle birlikte gezmeye başladı. İnanırmısınız Boncuk bu duruma o kadar memnun oldu ki anlatamam. Uzun süredir hayvanın bir çığlığını bile duymadım. Sakin sakin bizimle birlikte olmaktan mutlu yaşıyor. Yemek yerken ne yiyorsak ona da uzatıyoruz. Ne stres kaldı ne bağırtı.

- Ses ve Hareketleri Özdeşleştirir: Papağanlar sadece ses taklidi yapmaz, aynı zamanda o sesle birlikte yapılan hareketi de gözlerler. Mesela ben ne zaman evden çıkacak olsam Boncuk bunu anlar ve bana eski sahibinin öğrettiği uğurlama yöntemi ile Byyyy Bayyyy der. Bunu nasıl anladığını uzun süre çözemedik. Sonra anladık ki bazı hareketleri evden gideceğimiz konusunda özdeşleştirmiş. Mesela evdeki herkesin aynı anda ayaklanması, ayağa kalkıp elimize bir çanta yada bavul almamız, yada askıdaki ceket yada paltoya uzanmamız gibi. Papağanların ses ve hareketi özdeşleştirmesine verilebilecek en ilginç örneklerden birisi de bizim papağanın namaz kılması olsa gerek. Diyeceksiniz ki Papağanınız Namaz mı Kılıyor ? söylemesi biraz zor ama evettt. Evdeki tüm hareketleri gözleyen papağanımız bizim evde namaz kılışımızı da takip etmiş. Yukarıda anlattığım üzere bizimle birlikte tüneğinden eğilip eğilip kalkıyor. Ama sadece hareketleri taklit etmekle kalmıyor bu hareketlerle birlikte söylediğimiz sözleri de tekrar ediyor. Bizim evde namazını bozan çok olmuştur. Neden derseniz, bir misafirimiz gelse ve namaz kılmak istese, biz seccadesini sersek bu kişi namaz kılarken tam rükuya gitse köşedeki papağan kafesinden bir Allahu Ekberrr ? sesi yükseliyor. Tabi namaz kılan da neye uğradığını şaşırır. Çünkü papağanımız namaz kılan kişileri göre göre namazda rükunlar arasında tekbir getirildiğini öğreniyor ve bir kişi namaz kılarken her eğildiğinde Allahu Ekber diyeceğini bildiği için o söylemeden önce tekbiri getiriyor.

- Göremediklerimizi Görebilirler: Gelelim papağanlar ile ilgili en inanılması zor konuya. Bir yukarıda bahsetmiş olduğum namaz kılarken papağanımızın bizimle birlikte eğilmesi yada biz eğilirken tekbir getirme meselesinin bir de uzun süre anlayamadığımız bir yönü var. Biz odada papağanın yanında namaz kılıyoruz, oda bizimle birlikte bu şartlı reflex tepkiyi veriyor ve tekbir getiriyor. Bu tamamen anlaşılır bir konu. Peki biz bir diğer odada namaz kılarken tekbir getirmesine ne demeli. Papağan salonda ve biz onun çok uzağındaki evin diğer ucunda bulunan odada tek başımıza sessizce namaz kılıyoruz. Birden taa öteki uçtaki odadan papağanın tekbir sesi geliyor. Sadece biz namaz kılarken bu tepkiyi veren papağan namaz kıldığımızı nereden anlıyor?

2007 yılının ortalarında Bursa’da bulunduğum bir hafta sonu bir kahvaltıya davet edildim. Uludağ Üniversitesinden birkaç ilahiyat profösörünün de bulunduğu bu ortamda beni önceden tanıyan kişilerden biri papağanımdan söz açtı ve biraz anlatmamı istedi. (O günlerde Samanyolu Tv haber bülteninde papağanımız haber olmuştu) Bende anlattım. Özellikle de namaz kılma meselesinden bahsederek başka odada kıldığımızda da namaz kıldığımızdan haberdarmış gibi tepki verdiğini söyledim. Hocalardan birisi, – Peki dedi papağanınız özel bir takım günlerde de farklı tepkiler veriyor mu ? Tabi ki dedim. Mesela Kandil, Cuma vb. günlerde de resmen coşuyor. Tekbirler, tehliller, Yaa Muhammedd (SAS) , Lailahe İllallah, Elhamdülillah duaları vb. Hatta birkaç sene önce karadenizli bir komşumuza Kurban Bayramı için memlekete giderken Boncuku bıraktığımızı anlattım. Döndüğümüzde Karadenizli abla eşime anlatmış. Kendisi çok dindar bir kadındır. Bayram sabahı bizim kuş coşmuş tekbir tehlil dua niyaz. Kadıncağız çok etkilenip ağlamış ve derken öyle pek namazla alakası olmayan kocası eve geldiğinde adama çıkışmış; – Yahu bu kadar yıllık evliyiz. Şöyle ağzından bir kerecik yürekten Ya Muhammed (SAS) sözü duyamadım. Şu kuş kadar olamadın. diye adamcağızı paylamış.

Tüm bunları dinleyen akademisyenlerden birisi söz alarak, -Bu durumda siz bu kuş sayesinde Kadir Gecesi hangi akşam öğrenebilirsiniz. deyiverdi. Şaşırıp kalmıştık. Ve açıklamalarına devam etti. Bu tür kuşlarda şartlı reflex var. Yani gördüğünü ezberliyor ama aynı durum ve şartlarla birlikte ezberliyor. Ve bu şartlarla birlikte tekrarlıyor. Kuşunuz sizin namazda eğilmenizle birlikte Tekbir getirdiğinizi görüyor ve aynı hareket tekrarlanınca o hareketle özdeşleştirdiği kelimeleri tekrar ediyor. Fakat sizin namaz kıldığınızı görmeden de, ama tam da kılarken söylüyorsa aynı anda meydana gelen ve kuşun şartlı reflexini harekete geçiren bir başka olayı görüyor olması lazım. Yani inancımızı, nice ayet ve hadisi şerife göre biliyoruz ki insanlar namaz kılarlarken yanlarına melekler gelir. İnsanlar bunu farkedemez ama masumlar; (bebekler, mahlukat) bunları görür. Siz namaz kılıyorsunuz ve kılarken tekbir getiriyorsunuz. Aynı anda sekine (melekler) iniyor. Papağanınız hem namazın kılınışını, hem o an zuhur eden melekleri görüyor ve tekbirleri dinliyor. Siz farklı bir ortamda namaz kılarken sizi ve namazınızı görmüyor ama şartlı reflexi tetikleyecek diğer olayı yani melekleri görüyor. Çünkü bir evde bir kişi namaza durduğu anda o evi melekler şereflendiriyor. İşte inancımıza ait bu önemli düsturun bir canlı şahiti de sizin papağanınızın bu davranışı oluyor. Bu kuş sayesinde Kadir Gecesini bilebilirsiniz dedim, çünkü Kadir Gecesinde nice melek yeryüzüne teşrif ediyor. Bu kuşta depremi önceden haber veren diğer mahlukat gibi sezileri ile insana yol gösterebilir.

Öylece kala kalmıştık bunları duyunca. Gerçekten de öyleydi. Eşimle beraber yüzlerce kez şahit olmuşuzdur biz başka odalarda hatta gece karanlıkta tek başımıza namaz kılarken diğer odadan bizimkinin tekbir getirişlerine. Sonra özel bir kandil akşamında bizimkinin bir zakir gibi dillenmesi ve inancımıza dair ne biliyorsa söyleyip durmasına. Ama böyle mukaddes bir konuda rehberlik yapabileceğini hiç düşünmemiştik. Demek masumlar başka oluyormuş. Bizim gibi dünya meşgalesi ile gözü perdelenmişlerin göremediği nice harikuladelikleri ibretle takip edebiliyorlarmış.

Geldik bu yazının da sonuna. Uzun yıllardır beslemekte olduğum papağanlarım sayesinde edindiğim tecrübelerimi burada sizinle paylaşmak istediğim. Belki bir faydası olur diye. İnsan evinde beslediği üçbeş canlının şahsında öğrendiklerine bakıyorda, kainatta keşfedilecek daha ne kadar çok şey olduğunu ibretle görüyor.